Nesnelerin İnterneti (IoT) ENDÜSTRİ 4.0

13 Oct 2020

Nesnelerin İnterneti (IoT)

Nesnelerin interneti, insan-insan ya da bilgisayar-insan etkileşimine gerek duyulmadan, veri aktarımı ile birbirine bağlı nesnelerin (makinaların) bağımsız ve organize hareket ettiği sistemin adıdır. Nesnelerin interneti, dikkat dağıtmadan ve hatta hiç fark edilmeden, insanlara günlük yaşantılarında yardımcı olabilecek yardımcılar olarak nitelendirilmektedir. Örneğin akıllı bir ev içerisinde birbirine bağlı cihazlar, siz eve gelmeden hemen önce evin ısısını ya da su sıcaklığını otomatik ayarlayabilir, size hızlıca yemek hazırlayabilir, evdeki ışıkları otomatik olarak yakabilir ve size televizyonunuzdan günün özetini aktarabilir. Kısacası size bir şey sormadan, neye ihtiyacınız varsa tümünü halledebilir.

Akıllı Fabrikalar

Nesnelerin interneti ve robot teknolojilerinin gelişimiyle kaçınılmaz olarak değişecek olan üretim sistemleri akıllı fabrikaların ortaya çıkaracak. Bu iki olgunun yanı sıra büyük verinin gelişimiyle de tüketicilerden sağlanan veriler, hayat tarzı ve beklentilerin değişimi gibi sebeplerle de kitlesel üretimden butik veya kişisel üretime geçilecek. Ayrıca RFID teknolojisinin ve otomasyon sistemlerinin gelişimi, aynı ürün bandında farklı ürünlerin imal edilmesini sağlayacaklar. Tüm bu teknolojik ilerlemenin çıktıları ise çok daha verimli, çok daha hatasız ve çok daha az maliyetli üretimi mümkün kılacak.

Artırılmış Gerçeklik

Artırılmış gerçeklik, fiziksel dünyada bulunan nesnelerin bilgisayar tabanlı sensörlerle birlikte ses, video, grafik ve GPS verisine dönüştürülmesi olarak özetlenebilir. Artırılmış gerçeklik uygulamaları üretimden eğitime, akıllı ev teknolojilerinden iletişime ve eğlenceden ulaşıma kadar her alanda kullanılabilir. Artırılmış gerçeklik sayesinde fabrikada üretimin verimi artırılıp hata payları azaltılacak, yolcu ve sürücü güvenliği maksimum düzeyde sağlanabilecek ve -belki de- hepsinden önemlisi eğitimde artırılmış gerçeklik/sanal gerçeklik uygulamaları ile devrim niteliğinde gelişme sağlanacak. Artırılmış gerçeklik deneyimi, üretim ya da eğitim alanlarında akıllı gözlükler gibi aksesuarlarla ya da günlük yaşantımızda akıllı telefonlar gibi mevcut cihazlarımızla yaşanabilir. Bilhassa eğitim alanında, öğretilmek istenen şeylerin ses, görüntü ve hatta dokunma gibi artırılmış gerçeklik verileriyle sunulması öğrenme eyleminin içselleştirilmesi ve derinleştirilmesi bağlamında oldukça faydalı olacaktır. Artırılmış gerçeklik; nesnelerin interneti, yapay zekâ, gelişmiş robot teknolojileri ve otonom sistemler sayesinde geliştirilebilecek ve beş duyuya hitap eden sistemlerin gelişmesinde önemli rol oynayacak. Yani farklı alanlarda yaşanacak olan teknolojik gelişmelerin birbirini tetiklemesi sayesinde, bilim ve tekniğin yukarıya doğru yaptığı ivme zaman içerisinde katlanarak artabilecek.

Otonom Sistemler

Nesnelerin interneti, gelişen sensörler ve hareket kabiliyeti artırılmış robotlar sayesinde üretim bandında yaşanabilecek aksaklıklar anında tespit edilip, uzaktan, mobil iletişim araçları sayesinde giderilebilecek. Birbirleriyle iletişim halinde olan otonom robotlar, üretim bandının bir noktasında ortaya çıkan olumsuz durumlarda, mevcut üretimi aksatmadan sorunu çözmeye yönelik olarak birlikte hareket edebilecek ve bağlı oldukları sunucu vasıtasıyla operatörlere bilgi aktarımı yapabilecekler. Bu sayede üretimin verimliliği yükselirken üretim hatası nedeniyle ortaya çıkan maliyetler sıfırlanabilecek.

Yapay Zekâ

İnsana özgü olan algılama, öğrenme, çoğul kavramları bağlama, düşünme, çıkarım yapma ve fikir yürütme gibi bilişsel fonksiyonları bulunan algoritmalara yapay zekâ adı veriliyor. Yapay zekâ uygulamaları, kendi kendine öğrenme (self-learning) sayesinde insan davranışlarını taklit edebilir ve daha ileri bir zamanda kendisini geliştirerek, insanlardan daha gelişmiş bir bilinç düzeyine erişebilir. Bu durum, tıpta, astronomide, tarımda, enerji yönetiminde ve üretimde insanlığa çağ atlatabileceği gibi insanlığın sonunu getirebilecek teknolojilere de evrilebilir. Bu nedenle Stephan Hawking gibi birçok bilim adamı, yapay zekânın olası tehlikeleri üzerine uyarılarda bulundu veya bulunmaya devam ediyor. Ancak yapay zekânın evrimi, sonu ne olursa olsun, bizlere insanlık tarihinde daha önce hiç görmediğimiz bambaşka bir çağın kapılarını aralayacak.

Büyük Veri

İnternete bağlı olan herhangi bir kaynaktan (sosyal medya, blog, vlog, ağ günlükleri vb.) elde edilen verinin, anlamlı ve işlenebilir biçime dönüştürülmüş haline büyük veri deniyor. Ancak bunu yapmak oldukça zor; çünkü depolanmış veri miktarının gün geçtikçe artması, bu veri yığınlardan anlam çıkarabilme ihtimalini oldukça zorlaştırıyor. Ancak yine de işlenmiş olan “büyük veri” insan doğasını anlamayı kolaylaştırıyor. Bu noktada devreye giren ve daha önce, Makine Bülten’in Mayıs 2018 sayısında da işlemiş olduğumuz büyük sayılar yasası ile insanların değer, beklenti ve davranışları üzerindeki tahminleri %90’a varan doğrulukla belirleyebiliyor. Tahminlerin doğruluğunu artırmanızın ise tek bir yolu var; sahip olduğunuz veri sayısını mümkün olduğunca çoğaltmak ve iyi bir algoritma ile işlenebilir hale getirmek.

İleri Geleceğin Teknolojileri

İleri teknoloji ile ilgili akla gelen ilk kavramlar; biyoteknoloji, nanoteknoloji, yapay zekâ ve insan bilincinin sayısallaştırılmasıdır. Genetik bilimindeki ilerlemeler ve nanoteknoloji ile biyoteknolojik gelişmelerin etkisiyle genetik hastalıkların tedavisi kolaylaşacak, yapay organlar ve genetik müdahalelerle insan ömrü uzatılabilecek. Aynı zamanda insan bilincinin klonlanması, sayısal veya biyolojik hafızaya aktarılması mümkün olacak ve bu sayede insan bedeni yok olsa dahi kişilerin bilinci sanal ya da gerçek dünyada yaşamaya devam edebilecek.

Nesnelerin internetinde olduğu gibi, insan beyninin çeşitli araçlar ile internete bağlanması sağlanarak telepatinin ve komün düşüncenin yolu açılacak. Bu durum beraberinde zihin okuma, algı paylaşımı ve düşünce aktarımını mümkün kılacak. Bunun sonucunda ise toplumsal ve siyasal yaşamın baştan aşağı değişeceğini ve yepyeni bir toplum yapısının ortaya çıkacağını öngörmek zor değil. Gelecek bize farklı bir bilinç halini vaat ediyor. Peki ya biz geleceğe ne kadar hazırız?